FORA YELKEN Akdeniz ve Gemileri [26 Nisan – 30 Haziran 2013]

Bu sergide gemiler, bilinen en eski ve büyük okyanus kuşağı Thetis’in uzantısı, antikitenin üç kadim kıtası   arasında 7 boğazı, 13 denizi, 15 körfeziyle toplamda 2.5 milyon km²’lik alana yayılan, karaların arasında geniş, karmaşık ve parçalanmış bir denizler bütünü olan Akdeniz’in sayısız rotasında seyrüsefer eder.
Gemi inşa teknolojisindeki gelişimle birlikte bilim, sanat, felsefi akımlar, pagan ve semavi dinler, hukuk sistemleri, demokrasi-cumhuriyet gibi yönetim anlayışlarıyla dünya ve insanlık tarihi açısından önem taşıyan kavramların betimsel ve metinsel tasvirleri zaman, mekan ve uzam ilişkisi içerisinde anlatılır.
Topografyanın şekillendirdiği temel özellikler nezdinde etrafında yaşayan topluluklarda farklı politik, kültürel ve dini inançlara rağmen yazgı ortaklığı görülür. Bu tema ayrıştırıcı ve ötekileştirici olmaktan ziyade fiziki/beşeri coğrafya, demografya ve dolayısıyla historiografyayı birbirine bağlar. Doğunun batıya, batının da doğuya açılan kapısı, dalgası ve hasreti bol bu deniz, birçok uygarlığın doğuş ve yok oluşuna ev sahipliği yapar. Onun sahillerinden, adalarından, liman kentlerinden ve tersanelerinden yaklaşık beş bin yıldır seyrüsefer eden gemiler, kimi zaman ticari ve kültürel zenginlikleri kimi zamansa savaşı ve salgın hastalıkları bir kıyıdan diğerine taşıyarak havzanın kaderinde önemli bir rol oynar.
Sonuç olarak bu sergide vurgulanmak istenen Akdeniz tarihi ve kimliğini birkaç ortak özelliğe indirgeyip, onun girdap gibi dönen, anaforlu değişkenliğini tanımlamaya ve yorumlamaya çalışmaktan ziyade Akdeniz ve Gemileri’nin enine boyuna düşünülüp taşınılmış zamandizinsel bir panoramasını sunmaktır.

Doğunun En Batısı – Batının En Doğusu

Büyük güç kazanma emelinde olan her uygarlık tarihin her döneminde, sebebi her ne  olursa olsun Akdeniz’e çevirmiştir gözlerini. Antikçağda Fenike ve Hellenlerin bu iç denizi bölgesel nitelikli kolonileştirme hareketleri; Romalılar tarafından Akdeniz’in mare nostrum haline getirilmesi de bu misyonun sonucudur. Ortaçağ boyunca Akdeniz bir taraftan Müslüman, diğer taraftan ise Hristiyanların, üzerinde hakimiyet kurmak istedikleri stratejik bir manevra alanı haline gelir. Ancak Themistokles, Lysandros, Marcus Agrippa, Barbaros, Don Juan, Horatio Nelson ve Andrew B. Cunningham gibi ünlü amirallerin karizmatik liderlikleri ve parlak deniz zaferleri Pers, Atina, Roma, Haçlı, Osmanlı,   Napoleon Fransası ve  Mussolini İtalyası’nın emperyal planlarını sekteye uğratır ve Akdeniz’in siyasi haritasında köklü değişikliklere neden olur.
Her ne kadar Yeniçağ ile birlikte başlayan coğrafi keşifler kolonizasyonun yönünü Akdeniz dışına taşırarak Avrupalıların, Yakınçağ’da bilinen dünyanın %85’ini sömürgeleştirmelerine neden olsa da günümüzde havzanınn içinde ve dışında yer alan devletlerin bakışlarının tekrar Akdeniz’e odaklandığı görülür. Kıyıları ve hinterlantlarıyla havza, geçmişte olduğu gibi bugün de ekonomi temelli mücadelelere ev sahipliği yapmasıyla ve iki kutuplu dünyanın üçüncü kutbunun Akdeniz’de oluşturulma istemiyle dikkatleri üzerine çeker.
Bir çekim alanı olarak havzanın demografik yapısının, bölgeye kıyısı olmayan ülkelerden gelen göçle giderek arttığı görülmektedir. Etnik, dilsel ve dinsel olan bu çeşitlilik birliğin ve çoğulluğun aynı anda var olmasına izin veren ve halkları ‘Akdenizlilik’ paydasında buluşturan karmaşık bir sistemde tezahür eder. Ekonomik, sosyal, politik ve mekansal boyutları olan bu sistemin farklı düzeylerde bir araya gelerek zamanla değişen ve dönüşen, bağlam ve süreç bağımlı yapısı nedeniyle bir kültürden diğerine aktarılan şeylerin toplumlar üzerinde yarattığı dönüştürücü etkiler gözlemlenir. Bu yönden ba- kıldığında Akdeniz, toplumlararası etkileşimin en yoğun şekilde yaşandığı yer olmasının yanı sıra insan ve doğanın tükenmeye yüz tutmuş ortak yazgısının sergilendiği bir sahnedir..

Doğa ve Deniz’den hayata bakma farklılığını yaşamak dileğiyle…

 

Sergi Süresi: 26 Nisan – 30 Haziran 2013

Ziyaret  Saatleri: Hafta içi 08:30 – 17:30

Yer: Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü

Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü

Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, tarih, arkeoloji, epigrafi, nümiz­matik, sosyoloji, sosyal antropoloji, edebiyat, halk bilimi ve mimarlığa değin geniş bir akademik ağdan yararlanarak Akdeniz’i bir bütün olarak ve karşılaştırmalı bir biçimde araştırma çabası içinde ola­caktır. MCRI, Akdeniz Uygarlıkları’nın maddi ve manevi kültür ürünlerinin tümünü görev alanı içinde ele almayı, bunlarla ilgili ulusal ve uluslararası arşiv belgelerini toplamayı, yazılı ve sözlü tanıklıklar ile her türlü görsel/işitsel bilgiyi derlemeyi ve söz konusu malzemeler­den elde edilen bilimsel verilerin araştırma, yayın, eğitim-öğretim, sergiler ve internet aracılığıyla tanıtıl­masını sağlayacaktır.

CEDRUS

Akdeniz Uygarlıkları Araştırması Enstitüsü tarafından hazırlanan Cedrus, Tür­kiye tarihsel coğrafyası perspektifinde Akdeniz Hav­zası’nın kültür-tarih birikimini inceleyen Eskiçağ, Ortaçağ ve Yeni-Yakınçağ tarihi uzmanları için tartışma zemini bulacakları disiplin­lerarası bir süreli yayın olmayı hedeflemektedir. CEDRUS, farklı disiplinlerden gelen bilim insanları arasında diyaloğun geliştirilmesi, var olan bilginin güncellenmesi ve yaygınlaştırıl­ması süreçlerine katkı sağlayacak özgün ve bilim­sel çalışmaları akademi dünyasının ilgisine sun­mayı amaçlar. CEDRUS uluslararası hakemli bir dergi olup yılda bir kez yayımlanır.

İletişim

Akdeniz Üniversitesi, Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü, Dumlupınar Bulvarı, Kampüs, Antalya PK: 07058
mcri@akdeniz.edu.tr
Tel: 0 242 227 7690
Tel: 0242 310 61 75 (fax)